ru24.pro
World News
Январь
2026
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23
24
25
26
27
28
29
30
31

FRANSA CUMHURBAŞKANI EMMANUEL MACRON’UN 2026 DAVOS DÜNYA EKONOMİK FORUMU KONUŞMASI

0

Giriş

1971’de kurulan ve düzenlediği etkinliklerle gündem yaratan Cenevre (İsviçre) merkezli bir sivil toplum kuruluşu/vakıf olan Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum) her yıl üst düzey isimleri bir araya getirerek küresel trendleri tartıştırmaktadır. Bu yıl da uluslararası sistemin ABD ve Rusya gibi büyük devletlerin hamleleri nedeniyle iyice aşındığı bir dönemde düzenlenen etkinlikle konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, her bakımdan unutulmaz bir konuşma yapmıştır. Ülke içerisinde yaşadığı sorunlara rağmen Avrupa Birliği (AB) ve Fransa’nın geleceğine dair yön çizen konuşmalarla gündem yaratan Macron, gözündeki bir rahatsızlık nedeniyle güneş gözlüğü takarak ve bir “rock star” edasıyla yaptığı konuşmada, üçüncü dönem aday olmamanın verdiği rahatlıktan da kaynaklanıyor olsa gerek, oldukça samimi ve açık davranmış ve birçok konuda özgün fikirlerini dillendirmiştir. Bu yazıda, uluslararası siyaset tarihine “güneş gözlüklü konuşma” olarak geçen bu ilginç nutuk özetlenecek ve yorumlanacaktır.

Diplomaside Bir İlk: Macron’un Güneş Gözlüklü Konuşması

İngilizce yaptığı konuşmada, Fransız lider Emmanuel Macron, liberal uluslararası düzenin savunucusu olarak, ironik bir şekilde “barış, istikrar ve öngörülebilirlik” (!) döneminde yaşadıklarını belirterek dinleyicileri güldürmekte ve uluslararası sistemin ortamın kanunlarına dönen güncel eğilimlerini eleştirmektedir. Günümüzde otokrasilerin demokrasilere tercih edilmeye başlandığını ve yalnızca 2024 yılı içerisinde 60 kadar irili ufaklı çatışma/savaş yaşandığını ve bunun bir rekor olduğunu anımsatan Macron, teknolojik alandaki ilerlemelere rağmen kuralsız bir dünyaya doğru gidildiğini vurgulayarak bunun risklerine dikkat çekmektedir. Güçlünün istediğini yapabildiği ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir ortamda emperyal hedeflerin yeniden hortladığını kaydeden Fransız reis-i cumhuru, bu bağlamda özellikle 4. yılına giren Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını öne çıkarmaktadır. Uluslararası hukukun yok edilmesinin küresel yönetişim ve çok taraflılık adına büyük bir risk olduğunu söyleyen Macron’a göre, ABD’nin yüksek gümrük tarifeleriyle uyguladığı politikalar da küresel sisteme büyük zarar vermektedir. Çin’in haksız rekabet uygulamalarının da Avrupa’nın rekabet gücünü azalttığını belirten Emmanuel Macron, bu sorunlara tek çözümün daha fazla iş birliği ve Avrupalıların stratejik ekonomik egemenliği olduğunu düşünmektedir.

Böyle bir durumda iki seçeneğe yönelebileceklerini belirten Macron, ilk seçeneğin güçlünün hukukunu pasif şekilde kabullenmek olduğunu, ama böyle bir durumda yeni kolonyalizmin güçleneceğini ve Avrupa’nın bir tür vassal haline geleceğini söylemektedir. İkinci seçeneğin etik bir duruş benimseyerek uluslararası hukuk ve çok taraflılığı korumak olduğunu söyleyen Fransız lidere göre Avrupa için ikinci türde bir yaklaşım daha faydalı olacaktır. Fransa ve AB’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan aldığı derslerin de etkisiyle uluslararası düzene, Birleşmiş Milletler (BM) düzenine ve çok taraflılığa daima destek olduğunu ama aynı zamanda bağımsızlık ve devletlerin egemenliğini de savunduğunu kaydeden Macron, tam da bu nedenle Danimarka’ya destek amacıyla Grönland’a asker gönderdiklerini ifade etmektedir. Bu yıl Fransa’nın başkanlık edeceği G7 platformunun dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasındaki iş birliği ve koordinasyonu arttırmak için çalışacağını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı’na göre, küresel ekonomik eşitsizliklerle mücadelenin de öncelikli gündemleri olduğunu vurgulamaktadır. Küresel ekonomideki 3 büyük sorunu; (1) ABD’nin aşırı tüketimi, (2) Çin’in az tüketimi ve aşırı yatırımları ve (3) Avrupa’nın eksik yatırımları ve rekabet eksikliği olarak sıralayan Macron, bu sorunların da etkisiyle artık kalkınma sorunları yaşayan ülkelere desteklerde de sorunlar yaşandığını açıklamaktadır.

G7 olarak hedeflerinin uluslararası kurum ve kuralları güçlendirerek gelişmekte olan ülkelere de daha fazla destek sağlamak olduğunu belirten Macron’un düşüncesinde Avrupa’nın en büyük sorunu ise ekonomik büyüme oranlarındaki yavaşlama ve rekabet eksikliğidir. Emmanuel Macron, bu konuda (1) koruma (protection), (2) basitleştirme (simplification) ve (3) yatırımlar (investments) temelinde yeni bir strateji geliştireceklerini ve gayrisafi milli hasıla ve kişi başına düşen geliri arttıracaklarını söylemektedir.

Avrupa’nın rekabetçiliğinin ABD’nin halen gerisinde olduğunu da sözlerine ekleyen Macron, ilk tedbir olarak gündeme getirdiği korumanın “ekonomik korumacılık” anlamına gelmediğini belirterek, ticarette ve yatırımda Çin ve hatta ABD gibi ülkelerde halen ciddi bariyerler olduğunu, oysa Avrupa’nın bu konuda oldukça saf davrandığını düşünmektedir. Kendi şirketleri ve piyasasını korumayan tek siyasi gücün AB olduğunu iddia eden Macron, bu nedenle artık bazı kritik endüstrileri ve şirketlerini korumakta çok daha dikkatli olacaklarını söylemektedir. Fransız lidere göre, oyunu kurallarına göre oynamayan rakiplerine karşı yolsuzlukla mücadele mekanizması bu konuda oldukça etkili olabilecek bir enstrümandır. Bu bağlamda Çin’le bir sorunlarının olmadığını da belirten Macron, ancak Çin’in Avrupa’ya daha fazla yatırım yapması, teknoloji transferi yapması ve adil rekabet için belirlenen koşul ve kurallara uygun davranması gerektiğini düşünmektedir. Bunun korumacılık olmadığının altını çizen Fransız Cumhurbaşkanı, oyunun adil koşullarda oynanması için uygun zemini yarattıklarını düşünmektedir.

Daha sonra basitleştirme konusunu açıklamaya başlayan Fransız lidere göre, birçok sektörde şimdiden başlattıkları bu yeni stratejinin temelinde aşırı bürokratik uygulamaları kaldırmak ve yatırım ve iş yapmayı kolaylaştırmak olduğunu vurgulayarak, 500 milyon Avrupalının tek bir piyasaya sahip olabilmesi için ayrımcı uygulamalardan kaçınılmalı ve tüm şirketlere eşit koşullar yaratılmalıdır. Bunun bir hız ve ölçek meselesi olduğunu da kaydeden Fransız devlet adamı, ancak bu şekilde yeni yatırım ve girişimlerle ekonominin canlanabileceğini düşünmektedir.

Son olarak yatırımlar konusuna değinen Macron, inovasyon ve yatırımlar için özel sektörün daha fazla özerkliğe sahip olması gerektiğini açıklayarak, ABD ekonomisinin Avrupa’dan önde olmasının tek sebebinin de daha inovatif olması olduğunu düşünmektedir. Bu bağlamda özellikle yeni atılımlar ve yatırımlar için kritik bazı sektörler seçeceklerini vurgulayan Macron, bu bağlamda yapay zekâ (AI), yeşil teknolojiler ve savunma sanayisi gibi alanları öne çıkarmaktadır. Avrupa’da yeterli özel sektör kaynaklı yatırım yapılmadığını da ısrarla belirten Fransa Cumhurbaşkanı, buna karşın birikim (savings) konusunda ABD’den daha iyi durumda olduklarını vurgulamaktadır. Ancak bu birikimlerin Avrupa dışında ve ekonomik rekabete katkı sağlamayan nitelikte olduğunu iddia eden Macron, bu konuda birçok yeni proje hazırladıklarını (güvenlikleştirme programı ve sermaye piyasası birliği) ve AB olarak bunları uygulamaya sokacaklarını sözlerine eklemektedir.

Emmanuel Macron, konuşmasının son bölümünde ise Avrupa’nın yavaş ve reforme ihtiyaç duyan nitelikte ama en azından öngörülebilir ve iyi bir yer olduğunu belirterek, bunun gelecekte de süreceğini vurgulamaktadır. Avrupa’nın daha özerk ve güçlü olacağı yeni bir döneme işaret eden Macron, dünyada daha fazla ekonomik büyüme için hukuk ve bilimin gerekliliğini işaret etmektedir.

Değerlendirme

Emmanuel Macron’un “güneş gözlüklü konuşma” olarak tarihe geçecek ilginç nutku, elbette Macron’un klasik Avrupacı ve liberal dünya düzeni savunusunun devamı niteliğinde ilginç bir söylev oluştururken, Fransa Cumhurbaşkanı’nın isim vererek Rusya’yı ve isim vermeden ABD’yi uluslararası hukuka uygun hareket etmeme noktasında eleştirmesi ve bu konuda AB’yi bir değerler manzumesi ve medeniyet projesi olarak öne çıkarmasıyla hafızalarda yer etmiştir. Bugün gerçekten de ABD ve Rusya gibi büyük güçlerin sorumsuz tavırları nedeniyle dünyada tam anlamıyla kaotik ve kuralsız bir dönemden geçilmekte ve vahim yeni çatışma ve sorunların temelleri atılmaktadır. Bu sürecin sonu büyük bölgesel savaşlar ve belki de Üçüncü Dünya Savaşı’dır. Dünyayı ancak kurallar ve etik değerler daha iyi ve yaşanılabilir bir hale getirecektir. Bu nedenle Macron’un konuşması fazla Avrupacı ve gelişmekte olan dünyaya biraz dışarıdan yaklaşan bir nitelik taşısa da, kabul edilmelidir ki, ABD ve Rusya gibi devletlerin güce dayalı yaklaşımları “küresel güney” ülkeleri için daha da tehlikelidir. Kalkınma arayışında olan devlet ve halklar için savaş ve çatışmalar ekonomik ilerleme bağlamında en kötü senaryo olup, ancak diyalog, uzlaşı ve ticaretle kalkınma hedefleri gerçekleştirilebilir. Bu bağlamda eldeki iyi örnekler de AB, ASEAN ve benzeri bölgesel ekonomik ve siyasi paktlardır. Bu nedenle, Macron’un 2026 Davos Dünya Ekonomik Forumu konuşması önemli, değerli ve ufuk açıcıdır. İnsanların hukukun, dürüstlüğün, değerlerin ve kuralların önemini kavramaları için bizce yeni bir dünya savaşına ihtiyaç yoktur. Ancak nihilizm psikolojisine kapılmış çılgın liderlerle, dünya, mahvolmaya doğru hızla ilerlemektedir. Dileğimiz, bu gidişe bir dur denmesi ve yeniden kurallara dayalı, daha adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin işlerlik kazanmasıdır. Zira aksi takdirde herkes kaybedecektir…

Prof. Dr. Ozan ÖRMECİ